Bu şehirde hiç görmediğim inanılmaz bir fırtına ve sağanak yağış vardı sabah, ama şu an o sabahki havadan eser yok, ılık güneşli bir öğle saatini yaşıyoruz. hüznümüzü ve iç sıkıntımızı çoktan attık, keyifliyiz şimdilerde.
Hayal’in kendi kendine yemek yeme çalışmaları son hızla devam ediyor, dün akşam 2.defa denedi tek başına yemeyi ve bu kez daha başarılıydı. annemin yazın en güzel domateslerinden yapılmış şişe domateslerinden biri açıldı hayal bebeğin şerefine ve bu kez annesi yemesi daha kolay olsun diye burgu makarna hazırladı bol domatesli. kendine göre (ellerini ve minik ağzını baz alırsak) kocaman bir tabak makarnayı yedi güzel kızım, alkışlar ve sevinç çığlıkları eşliğinde. üzerine de bir armutu paylaştı annesiyle birlikte, bu kez annesi onun elinden yedi ama, hayalcik bir kendine bir annesine yedirmekten çok yorulsa da, gözbebeklerindeki mutluluk parıltısı görülmeye değerdi.
Yemekten 1-2 saat sonra canımız tatlı bir şeyler isteyince tarif dosyamızı karıştırdık hemen ne yapalım acaba diye, uzun kararsızlık anlarından sonra damla çikolatalı-nescafeli kıtır kurabiyede karar kıldık. hamurun içine minik hayal parmakları da girdi bu kez, şirin kalıplarla şekil verirken kurabiyemize tavşan şekilli kurabiye mutlu etmeye yetti hayalimi. birlikte şekillendirdik kurabiyemizi ve sonra fırının önüne oturup pişen kurabiyeleri izlemeye başladık. hayal annesinden de meraklıydı şaşkın gözlerle görmeye çalışırken fırının içini :) sonuçta bir sürü şirin kıtır kurabiyemiz oldu, hayal tavşanlardan birini kaptığı gibi salona kaçtı, bir gidip bakayım dedim napıyor diye; oturmuş bizimki koltuğun üstüne bir güzel kemiriyor kurabiyeyi, kuyruğundan başlamış yemeye :) yanına hemen bir bardak süt ısıtıverdim (biberon değil dikkat edin bardak) gitgide büyümesi biberon yerine bardağı tercih etmesinden de belli olmuyor mu.. sonra göbüş şişmiş ve yüzünde çok sevdiğim mutluluk ifadesiyle annesinin kollarında büyüme uykusuna yattı bebeğim..
güzel günlere...
0 yorum:
Yorum Gönder